Kullanıcı Adı :
Şifre              :

Beni Hatırla :

Bize Katılın Şifremi Unuttum

 

 

YAŞAMIM

 

 İnsan hayatının içinde, geriye bakıldığında unutulmaz anıları gözünün önüne gelir, sanki o anı yaşıyormuş gibi hisseder, heyecanlanır, tatlı bir gülümseme gelir yüzüne. Böyle anılarımdan birini paylaşmak istiyorum sizlerle.

Sene 1976-77 yağmurlu bir günün akşamı, şimdiki gibi TV olmadığından akşamları kendimize iş arar yaramazlıklar yapardık – yaramazlıklar diyeceğiz artık, ne yapalım, hırsızlık deyemeyiz ya-   köydeki elma, armut, nar, tavuk ne bulursak…

 

 

   Ekibin kimler olduğunu da hafıza tazelemek amacı ile bir sayalım; Veli (yani ben), Gökhan (Şengül), Aydın, Fehim, Hayrettin, Saim, Muammer, Muharrem, Rahmetli İsmet. Daha önce anlatmıştım zannediyorum bizim bir nar çalma operasyonumuz gibi bir olaydan dönerken, muhabbet ederek, bağıra çağıra, eskici diye bağıran mı istersin, yumurtası olan getirsin diye bağıran mı istersin hepsi var, bu şekilde aşağıya doğru geliyoruz. Bir de baktık ki rahmetli İsmail  Demirezen   çıktı yola, gürültü edenleri bekliyormuş sokağın başında, “ooo gençler geziyor musunuz?” dedi bize “evet” dedik fakat baktık pabuç pahalı, tabi bizde tedbir aldık hemen,  çünkü  elinde sopa vardı bu durum pek hayra alamet değildi. Kimseden çıt çıkmıyordu,  bağırmak falan  kalmadı tabi.  İsmail amca yavaş  yavaş sokuluyor, bizim sopa menziline girmemize çalışıyor. O zamanlar çay boyunda çok çınar ağaçları  vardı,  tabi biz tecrübeli olduğumuzdan tehlikenin farkına varıp dağıldık çınar ağaçlarının arasına,  başladık kaçmaya, önümde Saim Yıldız var o koşuyor ben  koşuyorum, o koşuyor ben koşuyorum, Saim hızlandıkça hızlanıyor, ben de ona yetişmek için var gücümle koşuyorum,  harmanlıkta  ki  armut ağacın yanında bulunan karaçalı   öbeğine Saim;  “yeter İsmail amca…”  diye attı kendini.   “Benim Saim” dedim. Karaçalının içinden doğrulmaya çalışırken Saim “ ya söylesene ben peşimdeki İsmail  amca diye çatlayacaktım nerdeyse”  dedi.

     Hayrettin Sağlamın ayağında çizme  vardı,  akıllı ya  çaydan harmanlığa geçecek, kendisini kurtaracak,  sel gelmiş haberi yok. Bakmış İsmail amca ona doğru geliyor, karşıya geçmek için çaya girmiş ikinci adımda bele kadar suya gömülmüş, bakmış geri dönüşün sonu daha kötü olacak, geçmiş karşıya,  fakat sopa yemekten de kurtuldu. 

     Şimdilerde gülümseyerek hatırladığımız bu anımızı sizinle paylaşmak istedim. 

Veli Bilici

 

 


Kısa Haber Başlıkarı

 

 

Köyden Haberler Güncel

Köy Gazetesi

Köyün Krokisi

Köy Dergisi

Kavusma Günü

Köydeki Etkinlikler

Köyün Destanı

Uzaydan Köyümüze

Demirci Tube Yeni

Köyün Tanıtım Filmi

Asağıdemirci Neresi ?

Köy Soyadları

Köy Büyüklerimiz

 

Site Yönetim Kurulu ***

Hasan Amca'nın Günlüğü

Köse Yazıları

Tel. Rehberi

Forum & Z.Defteri

Çerkes Adil Paşa

Çerkesler Kimdir ?

Nerde Yasarlar ?

Çerkes Mutfağı

Çerkes Kıyafetlerı

Çerkes Çalgıları

Balkan Türkleri Kimdir ?

Nerde Yasarlar ?

Ne Yerler ?

Milli Kıyafetlerı



 

 

 

 

Anasayfa | Forum | Chat | Iletisim | Üye Ol

Created by
Yusuf Serkan Tanrikulu